
Eğitim-öğretim yılının başladığı günlerde, aileler ve öğretmenler, öğrencilerin tekrar okula ve okul disiplinine alışmaları konusunda bir takım zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Aslında bu zorlukları en aza indirmek için yazı doğru planlamış olmak gerekiyordu. Geçtiğimiz yazı doğru planlayamadıysanız, kimi uyum sorunlarına hazır olun. Ancak uzmanların uyarılarını dikkate alırsanız önümüzdeki tatilleri daha doğru planlamak mümkün olabilir.
“Yaz döneminde haklı olarak aileler, çocuklarının uykularına çok fazla müdahale etmiyorlar. Bu nedenle çocuk, tatilde uykusunu düzensiz aldığından, okula başlar başlamaz tekrar o uyku düzenine alışması zor olabiliyor. Bu nedenle velilerimizin, çocuklarını okullara başlamadan en az on beş gün öncesinden, okul zamanındaki uyku düzenine alıştırmaları gerekiyor.”
Uzmanlar, bir öğrencinin tatil döneminde yaptıklarının, ders ve sınıf disiplinine alışmasını etkileyebileceğini belirterek, bu konuya anne ve babaların özellikle dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyorlar; “Eğer anneler ve babalar, tatilde çocuklarının okul disiplinini kaybetmeme konusunda, kendilerine düşen görevleri yerine getirirlerse; öğretmenler de öğrencilerinin yeni bir sınıfa geçme heyecanları ve öğrenme isteklerini kullanarak, onların derse olan ilgilerini yoğunlaştırabilir. Dolayısıyla bir öğretmen için de, üst sınıfa geçmiş öğrenciye okul disiplinini tekrar kazandırmak çok zor olmaz.”
“Öğrencilere, tatilde onları okula başlama konusunda motive edecek ev ödevleri verilmesi gerektiğini öneriyorlar. Öğrencilere gezi –gözleme dayalı veya hobilerini geliştirebilecek ödevler verilmeli. Örneğin bizler bu yaz tatilinde öğrencilerimize, gazeteleri takip etmelerini, hoşlarına giden yazı ve resimleri kesip tatil dosyalarında toplamalarını, öğretmenlerimizin tavsiye edip, kendilerinin seçtikleri kitapları okumalarını istedik. Okul başladığında da bizler, “Tatilde ne yaptık? Sorusuyla öğrencilerimizin ödevlerini kontrol edeceğiz. Ayrıca öğrencilerimize verdiğimiz bu tatil ödevlerinin de, onların bunları sınıfta anlatma heyecanıyla okula istekli başlayacaklarını düşünüyoruz.”
Çocukların ilkokula başlamaları, onların ve ailelerinin hayatlarında çok önemli bir yer tutar. Çünkü çocuklar için, sevginin ve şefkatin egemen olduğu bir aile ortamından, kuralların egemen olduğu okul hayatına başlamak kolay değildir. Doğduğu günden itibaren, annesinden ve evinden uzun süre ayrı kalmamış bazı çocuklar için, tanımadığı kalabalık bir grup içersinde bulunmak, doğal olarak korkutucu olabilir. Enelikle bu korkuların sonucu olarak da, çocuklar okula başlarken annelerinden ayrılmak istemezler. Bu gibi durumlara ebeveynlerin neler yapabileceğini ve yeni okula başlayacak çocuklarını okula gitmeye nasıl alıştıracakları konusunda, uzmanlar şu önerilerde bulunuyor;
“Annesinden hiç ayrılmayan çocuklar, günün belli saatlerinde, ebeveynin güvendiği insanlara bırakılmalı. Bu sayede çocuk ve annenin birbirinden daha kolay ayrılması sağlanabilir.
Kendi ihtiyaçlarını gideremeyen öğrenciler, okula başlarlarken, bu konuda bazı problemler yaşayabiliyorlar. Bunun için ebeveynler, çocukları ilkokula başlamadan önce onlara, kendi kendilerine ihtiyaçlarını giderebilmeyi öğretmeliler.
Çocuğunda görme, işitme bozuklukları veya herhangi bir sağlık sorunu olan veliler de okullar başlamadan, sınıf öğretmeni ile görüşerek bu konuda gerekli bilgileri onlara vermeliler.
Çocukların, okula başlamadan önce kendi kendilerine okuma-yazma öğrenmeye çalışmaları veya öğrenmeleri sakıncalı olmaz. Fakat, çocuk hazır olmadığı halde, veli, kendi yöntemleriyle ona okuma yazma öğretmeye çalışılırsa, uygulanan yanlış yöntemler, çocuğu okuldan soğutabileceği gibi, öğretmeni de zor durumda bırakabilir. Bu nedenle bu işi öğretmenlere bırakmak daha doğru olacaktır.
Ebeveynler, okula başlamalarından önce, onlara boyama, çizgi çalışmaları, kalem tutma egzersizleri, oyun hamuru veya benzeri maddelerle bazı çalışmalar yaptırabilir. Bu şekilde çocuklar renkleri öğrenebilir. Bunların dışında veliler çocuklarına, 1’den 20’ye kadar sayıları saymayı, büyüklük-küçüklük, azlık-çokluk, benzerlik-farklılık, yükseklik-alçaklık, uzunluk-kısalık gibi kavramları, resimler ve eşyalar yardımıyla öğretebilirler. Aynı zamanda çocuklarla beraber yapılan bu çalışmalar, onları psikolojik olarak okula hazırlayarak, okumanın önemini de öğretebilir. Çocukları bedensel ve zihinsel yönden de okula hazırlar.”
Çocuğunuzun Sosyal Becerilerini İhmal Etmeyin. Eğitim yalnızca akademik becerilerin değil, aynı zamanda kişilik ve sosyal gelişimin de önemli olduğu bir süreçtir. Okul öncesi ve okul döneminde kazanılan bir takım sosyal beceriler hem çocuğun uyumunu kolaylaştırır hem de diğer alanlardaki gelişimini etkiler. Sosyal becerilerin geliştirilmesinde çocukların okul ortamında öğrendikleri bilgi ve becerilerin ev ortamına transfer edilmesinin, yuva, okul eğitiminin süreklilik ve paralellik içinde olmasının önemini vurgulayan Prof. Dr. Füsun AKKÖK akademik becerilerle birlikte geliştirilmesi gereken bazı becerileri şöyle sıralıyor;
Sosyal becerileri geliştikçe çocuklar birbirileriyle iletişim kurmada, kendilerini tanımada daha etkin ve verimli gelişebilirler. Eğer çocuklarımıza eğitimimizin bir parçası olarak sosyal becerileri kazandırırsak, olumsuz modeller olmak yerine olumlu seçenekleri öğretebilirsek disiplin sorunları ortadan kalkar. Çocuklara olumlu seçenekleri sunmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Füsun Akkök çocuklara sosyal becerileri kazandırmak için yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor:
“ Öğretmenleri hizmet içi eğitim programlarıyla sürekli eğiterek, aile katılımını sağlayarak sosyal becerilerin geliştirilmesi programlarını, eğitim sürecinin etkili bir bölümü haline getirmeliyiz. Öğrenci merkezli eğitim yöntemlerini kullanmalıyız. Öğrencilerin kendilerini ifade etmelerine yönelik, daha aktif ortamlar yaratmamız gerekir.
Bizler gerek anne-babalar, gerekse eğitimciler olarak çocuklara uygun modeller olmalıyız. Sürekli bağırıyorsak veya saldırgan davranışlarda bulunuyorsak; öğrencilerimizin, çocuklarımızın bağırmadan konuşmasını, saldırgan davranışlarda bulunmamasını bekleyemeyiz. Önce bizlerin sosyal becerilerinin gelişmiş olması gerekir. Bu becerilerin gelişmesinde okul-ev tutarlılığı çok önemli. Sosyal becerilerde ve okul-ev tutarlılığını sağlayamazsanız; çocukların davranışlarının gelişmesi ve kalıcı olması çok zordur. “
Okulların açılmasıyla birlikte anne babalar daha çok çocuklarının karnede ifadesini bulan derslerdeki başarılarıyla ilgilenir oluyorlar. Oysa çocuklarının sosyal becerilerinin gelişme düzeyi de, anne babaların yakından takip etmesi gereken bir konu.
Öğretmenlerin Yapabilecekleri;
Sınıf öğretmenlerine, sosyal becerileri sınıf ortamında geliştirebilmeleri için önerilen etkinlikler:
Saldırganlık Yerine Kullanılabilecek Beceriler
Meral, arkadaşı Lale’nin davranışından çok rahatsızdır ve içinden ona bağırıp çağırmak gelmekte, bir yandan da kendini kontrol etmeye çalışmaktadır. Ama nasıl?
Yaptığı Davranışın Farkına Varabilme
10–16 yaş grubundaki çocuğunuz sürekli yaramazlık yapıyor ve sizi bu davranışından dolayı üzdüğünün farkında değilse, aşağıdaki etkinliği uygulayabilirsiniz: